Saraybosna ve Srebrenica'dan İzlenimler – III


"Utanmıyorum": Hafıza, Patriyarka ve Adalet

 

Bitirirken, aslında daha uzun yer vermek istediğim ama bir başka yazıya bırakmaya karar verdiğim konu, Srebrenica ve Bosna Hersek’teki felaketin hafızalaştırılma biçimine, soykırımlarda/katliamlarda patriyarkal pratiklere dikkat kesilerek, feminist metodolojinin ve kesişimsellik perspektifinin bu meselelere nasıl yaklaştığına, nasıl hava/su gibi elzem olduğuna dikkat çekmekti. Şimdilik şu kadarla yetineyim: Women, War and Peace: I Came to Testify (PBS, 2011: https://www.youtube.com/watch?v=ayMCtiVzG2s) belgeselinde uluslararası savaş mahkemesinde yapılan, Foça’da Sırp milislerin kurduğu tecavüz kampı ile ilgili yargılamada, bir yandan o tecavüzcülerin iğrenç yüzlerini izlersiniz, öte yandan kadınların tanıklıklarını dinlersiniz. “Utanmıyorum!” sesi belgeseli bitirdiğinizde kulağınızda ve aklınızda kalır. Bu tüm güçlü tavır karşısında derin bir saygı duyarsınız. Çünkü bu tür felaketlerde konuşulması ve adaletin “aranmasının” bile en zor olduğu konu cinsel suçlardır. Bir yandan savaş ve soykırımlarda fail taraf kadınlara yönelik cinsel saldırıyı bir savaş silahı olarak görür. Savaşanlar arasındaki patriyarkal kültürel dinamikler işler, fail tepesine felaket yağdırdığı tarafın onurunu böylece yıkacağını düşünür. Öte yandan, felakete uğrayan topluluğun kendi patriyarkal dinamikleri işlemeye devam ederken, bir savaş suçu olarak kadınların yaşadığı tecavüz, taciz ve nice şiddet suçu “utanç” nedeniyle açığa çıkmaz. Katlanarak devam eder.

Srebrenitzsa Soykırımı ve Foça tecavüz kampına dair yargılamalarda, kadınların “utanmıyorum!” diyerek tanıklık etmeleri bu nedenle devrimci bir duruş olarak görünür: hem patriyarkaya karşı duruş hem de faillerin suçlarını teşhir etmek bakımından… Seyahatin son günü PCRC ile yaptığımız panelde, bölgenin önde gelen inanç otoritelerinin kadınların uluslararası savaş suçları mahkemesinde tanıklık yapmaları için açık çağrıda bulunduklarını (fetva verdiklerini) ifade etti. Bunu nasıl anlamam gerektiğini sorguluyordum ki, aklıma yıllar evvel KAMER’in Kürt illerinde namus adına işlenen cinayetler ile ilgili yerel toplumsal dinamikleri de kapsayan çalışmasında, devlet-cemaat-emniyet vs. gibi çevrelerle iş birliği yapmasının ne çok eleştirildiği ve onların verdiği yanıtın ne denli net olduğuydu: Her bir kadının hayatı söz konusuydu, kadınlar için bu mesele hayat memat meselesiydi. Burada da dünyanın gözü önünde yaşanmış bir soykırım vardı (bugün Gazze’de yaşananlar gibi), adalet acil bir ihtiyaçtı ve failin “insanlığa karşı işlediği suçları” uluslararası bir mahkemede teşhir etmek için, savaş silahı olarak araçsallaştırdıkları kadın öznelerden daha güçlü ses ne olabilir ki…

 

Kaynak: Demick, B. (2012). Logavina street: Life and death in a Sarajevo neighborhood. Random House.


Kaynaklar: 

Sila, T. (2025). Saraybosna Radyosu, çev. Ayça Sabuncuoğlu, Siren Yayınları, İstanbul

Sontag, S. (2023). Başkalarının Acısına Bakmak, çev. Osman Akınhay, Can Yayınları, İstanbul

Andreas, P. (2011). Blue helmets and black markets: The business of survival in the siege of Sarajevo. Cornell University Press. 

 

Belgeseller:

The Death of Yugoslavia, BBC, 1995: https://www.youtube.com/watch?v=bVUg-VoPAeA

Women, War and Peace: I Came to Testify, PBS, 2011: https://www.youtube.com/watch?v=ayMCtiVzG2s

Srebrenica Genocide: No Room For Denial, ICYT, 2018: https://www.youtube.com/watch?v=Sq77TySTst0

 

*Bu yazı, "Sarajevo ve Srebrenica'dan İzlenimler" başlıklı üç bölümlük yazı dizisinin son bölümüdür.

 

Esengül Ayyıldız