Bu podcast serisi, lubunyaların eğlence hayatı üzerinden Türkiye LGBTİQA+ tarihini, kültürünü ve mücadelesini izlemeyi amaçlıyor. Farklı lubunyaların kişisel deneyim ve tanıklıklarını merkeze alan seri, eğlence mekânlarının hafızasını tutarken, savaş, göç, ekonomik kriz, Gezi Direnişi gibi tarihsel olayların eğlence pratiklerine etkisini de inceliyor.
Bu podcast serisi, merkezine aldığı “LGBTİQA+ tarih, kültür ve hareketinin ne kadarını lubunyaların eğlence hayatı üzerinden izleyebiliriz?” sorusuna her bir bölümde farklı lubunyaların kişisel deneyim ve tanıklıklarını, kendi sözleriyle ve kendi seslerinden dinleyerek cevap arıyor. Zamansal ya da mekânsal bir sınır koymaksızın, Türkiye LGBTİQA+ hareketi açısından önemli olduğu düşünülen çeşitli olay ve temaları, eğlence pratikleri üzerinden mercek altına alıyor.
Toplumsal hafızanın ve kültürel mirasın kıymetli parçaları olmalarına rağmen sıklıkla göz ardı edilen eğlence pratikleri ve mekânlarının hafızasını tutmayı amaçlayan bu podcast serisi, kuirlerin dünyanın farklı coğrafyalarında eğlenme alışkanlıkları, motivasyonları ve tarihlerinin diğer toplumsal gruplardan nasıl ayrıştığını inceliyor. Aynı zamanda, eğlence pratiklerinin ve mekânlarının LGBTİQA+ hak mücadelesindeki kritik rolünü görünür kılmayı hedefliyor.
Seri, Türkiye LGBTİQA+ hak mücadelesinin ve Türkiye’de yaşayan lubunyaların toplumsal yaşama katılım süreçlerinin tarihçesini ele alırken, eğlence hayatını da kaçınılmaz şekilde etkileyen savaş, göç, Çözüm Süreci, ekonomik kriz, Gezi Direnişi ve deprem gibi Türkiye yakın tarihinin dönüm noktalarının yansımalarını, lubunyaların eğlence pratikleri üzerinden izlemeyi amaçlıyor. Bununla birlikte, çeşitli nedenlerle kapanmış veya kapanmak zorunda bırakılmış kuir ve/veya feminist eğlence mekânlarının unutulmasının önüne geçmeyi hedefliyor.
Tüm bunların yanında, Türkiye LGBTİQA+ hareketinin Kürt özgürlük hareketi ve feminist hareket gibi farklı hak mücadeleleriyle kurduğu dayanışma ve bağların, yaşadığı kopuşların izlerini de kuir eğlence hayatında sürmeyi amaçlıyor. Eğlencenin yalnızca bireysel bir zevk alanı olmadığını, aynı zamanda bir direniş, hafıza ve kolektif mücadele sahası olarak nasıl konumlandığını tartışmaya açıyor.