Bu proje, Tokat’ın Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinden günümüze uzanan dönüşümünün izlerini, iki farklı etnik grubun kolektif hafızaları üzerinden sürmektedir.
Bu proje, Tokat’ın Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinden günümüze uzanan dönüşümünün izlerini, iki farklı etnik grubun kolektif hafızaları üzerinden sürmektedir. Tokat, yüzyıllar boyunca farklı topluluklara ev sahipliği yapmış, tarihsel olarak çokkültürlü bir yapıya sahip bir şehir olmuştur. Ancak tarih boyunca yaşanan zorunlu göçler, etnik temizlikler ve siyasi dönüşümler, bu çeşitliliği derinden etkilemiştir.
Proje, Tokat’ta yaşamış ve yaşamaya devam eden iki topluluğun hafıza mekânlarını, anlatılarını ve geçmişle kurdukları bağı araştırmaktadır. Tokat’taki Çerkesler, 1860’larda Çerkes Soykırımı ve sürgünü nedeniyle Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu zorunlu göç dalgasıyla Anadolu’ya yerleşen Çerkeslerin bir kısmı Tokat’ı yeni yurtları olarak benimsemiş, burada yeni bir yaşam kurmaya çalışmışlardır. Ancak göç ettikleri bu yeni topraklarda hem kimliklerini hem de dillerini koruma çabaları, çeşitli zorluklarla karşılaşmalarına neden olmuştur.
Öte yandan Ermeniler, yüzyıllar boyunca Tokat’ta köklü bir varlığa sahip olmuş, ticaret, zanaatkârlık ve kültürel hayatın önemli unsurlarından biri haline gelmişlerdir. Ancak 1915 Ermeni Soykırımı, Tokat’taki Ermeni varlığını neredeyse tamamen sona erdirmiştir. Binlerce Ermeni, ölüm yürüyüşlerine zorlanmış, sürgüne gönderilmiş ya da katledilmiştir. Soykırımın ardından Tokat’ta kalan Ermeni nüfus oldukça azalmış, kentteki Ermeni izleri büyük ölçüde silinmiştir.
Bu proje, kişisel anlatılar ve hafıza çalışmaları üzerinden Tokat’ın çokkültürlü geçmişinin iki farklı etnik topluluk açısından nasıl şekillendiğini ele almaktadır. Projenin temel çıkış noktası, proje gönüllüsünün Çerkes anneannesi ile aynı dönemlerde Tokat’ta dünyaya gelmiş bir Ermeni olan Agop’un hikâyeleridir. Agop, sürgün nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı Tokat’ı özlemle anarken, proje gönüllüsünün anneannesi Tokat’ı kendi memleketi olarak görmektedir. Agop’un kitabında “memleketim” olarak bahsettiği Tokat, aynı zamanda proje gönüllüsünün ailesi için de bir memlekettir.
Bir yanda doğup büyüdüğü şehri terk etmek zorunda kalan ve geçmişine duyduğu özlemi satırlarına yansıtan bir Ermeni anlatısı, diğer yanda Kafkasya’daki yurtlarını terk etmek zorunda kalıp Tokat’ı yeni evleri olarak benimseyen bir Çerkes topluluğu bulunmaktadır. Bu iki topluluğun hafıza pratikleri ve kimlikleriyle kurdukları ilişki, Türkiye Cumhuriyeti ile olan bağlantıları ve asimilasyon süreçleri açısından da incelenmektedir.
Bu proje, Tokat’taki Çerkes ve Ermeni topluluklarının yaşadığı travmalar, zorunlu göç deneyimleri ve kültürel miraslarını nasıl hatırladıkları üzerine bir araştırma yürütmektedir. İki topluluğun yaşadığı deneyimler arasında nasıl farklılıklar ve benzerlikler olduğu, geçmişin bugüne nasıl yansıdığı ve hafızanın nasıl şekillendiği sorularına yanıt aramaktadır.
Bu bağlamda proje, kişisel anlatılar, sözlü tarih çalışmaları ve yazılı belgeler üzerinden Tokat’ın geçmişini ve bu geçmişin iki farklı topluluğun hafızasında nasıl yaşatıldığını inceleyerek, kentin çokkatmanlı tarihine ışık tutmayı amaçlamaktadır.